Acil 70 Bin Dolar Lazım
Üçüncü yazıma nereden başlamam gerektiğine epey karar veremedim. Zaman zaman yazma isteğim gelmesine rağmen bu anların ardından haftalarca harekete geçmedim. Bu anlar hayatta bazı durumları sorguladığım anlardı. Şu an hatırladığım bir tanesi şuydu: Bir AVM'de lise öğrencilerine ait olduğunu anlaşılan ufak bir sergi vardı. Taburede oturan iki üniformalı öğrenciden erkek olanı yan flütle Titanik melodisi çalarken kız olan gitarla ritim tutuyordu. Belli ki açılış yeni yapılmıştı. Etraftaki iki üç masada kurupastalar vardı. Müzik yapan öğrencilerin hemen başında 8-10 kişilik bir yetişkin grubu vardı. Kurupastaların olduğu masa biraz uzakta olsa belki onlar da biraz uzakta dikiliyor olurlardı. Gözlüklü, göbekli, takım elbiseli, kelleşmeye başlamış bir adam ağzına tıkıştırdığı kurupastayı çiğnemeye çalışırken müzik yapan çocukları izliyordu. Gözlerinde bir mutluluk veya heyecan yoktu. Ağzına bir şey koymasıyla refleks olarak yeme işini önceliklendirmiş bir hali vardı. Kurupastalardan uzak bir kadın ise (yine resmi giyiml, orta yaşlı, kilolu) yine gözlerini müzik yapan çocuklardan ayırmadan gülümsüyordu.
İki bakış da beni rahatsız etmişti. Adamın bakışları bana serginin açılmasıyla görevinin tamamlanıp basıp gitme düşüncelerini yansıtıyordu. Samimiyetsizdi. Olay sadece sergiyi ortaya atıp gitmek miydi? Nitekim 2 saat sonra gerçekten sadece resimler vardı, hepsi kurupastalarını yiyip gitmişlerdi. Kadının bakışları ise hayrancaydı ama bence öyle görünmesi gerektiğini düşünüp o role girmişti. Gözlerini parlatacak kadar role girmişti. Enstrüman çalabilen iki liseli bir insanı bu kadar memnun edebiliyorsa o kişinin beklentileri epey düşük olmalı diye düşündüm. Umarım ki bir an bile çocuklar da benim gibi hissetmemişlerdir.
Haklı mıyım yoksa tahammülsüz bir günüm müydü bilemiyorum. Doğrusu haksız olmayı istemem, insanların hissiyatlarını anlamakta iyi olduğumu düşünüyorum çünkü. Haksız isem bir anda bir yeteneğimi kaybetmiş olurum. Zaten pek yetenekli sayılmam.
Beni rahatsız eden bir başka husus ise 70 bin dolarımın olmaması. 4 aydır işsizim ve ailemin yanında işsizlik maaşı ile ayı tamamlıyorum. İlave olarak ufak ve değişken gelirim de oluyor. Bu ay taksit borçlarımı bitiriyorum, sonunda tüm para cebime kalacak.
Bu 4 ay hayata yaklaşımımda farklılık yarattı. Deli gibi çalışacağım bir iş istemiyorum artık. İnsani şartlarda çalışıp nispeten az para kazanmak gözümde daha kıymetli hale geldi. Tekrar miktarı anmak istemiyorum, bahsi geçen miktar ise her ay bana kabaca asgari ücreti dolar bazında getirecek miktar. Zaman zaman bu getiriler üzerine hesaplar yapmayı seviyorum. Planlarım gerçekleşirse de umarım bu kadar zevk alabilirim. Bir hedefe ulaşınca mutlu olmuyorum çünkü. Hedefime ulaşmak onun büyüsünü bozuyor.
Hedefime dilerim 5 yıla kalmaz ulaşırım. Bunun için sakat köpek dilendirmek belki de en hızlı yol şu anki bilinçsiz hayvanseverlerle. LoL... Ama bu yolla çok çok fazla para kazanabilirim. Benim hedefimi aşar. Hem oyunda şifre yazmak gibi bir şey bu. Kirasını ödeyemeyen bir kadın köpek dilendirip 4 yılda 9 ev alabiliyor.
Şimdi düşününce duygu sömürüsüne kapılmış birini bu derneklerin yaptıklarını sorgulamaya sevk etmek benim için paradan daha kıymetli geliyor. Dilerim insanlar hızlıca tetiklenmeden önce parayı takip edip olayları anlamaya alışır.
Bu yazı 5'ten fazla okunursa bunu bir talep olarak görüp iban paylaşırım. Ehhehheh...
Etiketleri nasıl koyuyoruz yahu eşleşmiyor :(
Yorumlar
Yorum Gönder