Kayıtlar

HUZUR

Yağmur yağarken cam kenarında oturup kahve yudumlamak ve dışarıyı izlemek pek çoğumuzun hoşuna gider. Özellikle içinde bulunduğumuz ortam konforlu ise.  Bugün kahvemi demlemiş bir şeyler üzerine vakit harcarken gök gürlemeleri hızlı bir yağmura dönüştü. Hemen camları kapatmak için kalktım, kahvemi tazeleyip açık olan camları kapatmaya başladım. Ardından alt katı ve çatı katını. Çatı katından çatıya açılan küçük pencereyi açtım ve yeni yaptığımız bacaya bakıp kafamı hemen içeri çektim. O an bu yazıyı yazmaya karar verdim. Ardından kapalı balkona inip bahçeyi izledim. Sıcak havalardan dolayı artık günde iki kez suluyordum, bu yağmur beni bir işten kurtarmıştı. Bundan daha çok çiçeklerin yağmuru daha çok sevmesine sevinmiştim. Yarın daha gür açacaklarına eminim. Konuma gelmeliyim artık. Çok konuşup laf kalabalığı yapmayı sevmem. Kibar tabirle karşı tarafın kafasını karıştırıp söylediklerimizi onaylamasını sağlamak gibi gelir bana hep. Bu yüzden fikirlerimin özünü yumuşatmadan söylemey...

Acil 70 Bin Dolar Lazım

 Üçüncü yazıma nereden başlamam gerektiğine epey karar veremedim. Zaman zaman yazma isteğim gelmesine rağmen bu anların ardından haftalarca harekete geçmedim. Bu anlar hayatta bazı durumları sorguladığım anlardı. Şu an hatırladığım bir tanesi şuydu: Bir AVM'de lise öğrencilerine ait olduğunu anlaşılan ufak bir sergi vardı. Taburede oturan iki üniformalı öğrenciden erkek olanı yan flütle Titanik melodisi çalarken kız olan gitarla ritim tutuyordu. Belli ki açılış yeni yapılmıştı. Etraftaki iki üç masada kurupastalar vardı. Müzik yapan öğrencilerin hemen başında 8-10 kişilik bir yetişkin grubu vardı. Kurupastaların olduğu masa biraz uzakta olsa belki onlar da biraz uzakta dikiliyor olurlardı. Gözlüklü, göbekli, takım elbiseli, kelleşmeye başlamış bir adam ağzına tıkıştırdığı kurupastayı çiğnemeye çalışırken müzik yapan çocukları izliyordu. Gözlerinde bir mutluluk veya heyecan yoktu. Ağzına bir şey koymasıyla refleks olarak yeme işini önceliklendirmiş bir hali vardı. Kurupastalardan uz...

Simülasyon Teorisi Gibi Bir Fikir

 İlk okumaya beklediğimden daha hızlı şekilde ulaştım(Toplam okunma sayım 1). Ortak Youtube kullandığım arkadaşıma bir şekilde bildirim mi gitti de o mu okudu diye şüpheleniyorum. Telefonumun takvimine aldığım notlar onun telefonuna da düşüyordu çünkü. Acaba telefonumdaki her şeyimi görüyor mu? Neyse. İşsizlikten dolayı gün içinde epey boş vaktim var(24 saat) ve bu sebeple çok şey yapmayı hedefliyorum. O kadar çok şey hedefliyorum ki kararsızlıktan pek azını yapabiliyorum. Düşüncelerim de bu planlar arasında savrulup duruyor. Bunların arasında bu yazıda üzerinde durmak istediğim düşüncem belirdi. Daha önce de aklıma gelmişti ancak bu kez yazıya dökmek istedim. Bilindiği üzere dünya üzerinde bazı yetersizlikler var. Gıda, su, enerji, konut, arazi vs. Bunlar bazı kişilerin iddia ettiği üzere kolayca çözülebilir veya çözülemez, bilmiyorum. Şunu biliyorum ki dünyanın taşıyabileceği nüfusun bir sınırı olacaktır. Şimdi veya 500 yıl sonra. O günler geldiğinde belki insanlar geçmiş savaşla...

Giriş

 Merhabalar, Boşluğa yazdığım bir yazı oluyor bu. İleride okuyan olursa ne kadar okuma zevki sunar tahmin edemiyorum şu an. Dilerim birkaç kişiye de olsa bu blogu okutacak ilginç veya başarılı/faydalı işlerde bulunmuş olurum. İlk olarak blogun ismiyle başlayayım. Son zamanlarda yoğun şekilde yazılım dersleri aldığımdan ilk aklıma gelen ismi yazdım. Üzerinde düşünmek de istemedim, çünkü şu an boşluğa ve hiç kimseye açtığım bir blog bu. Bir de zerine her detay için ince ince düşünüp zaman harcamam beni enayi gibi hissettirirdi. Ek olarak blogun konusuna karar vermemiş olduğumdan ciddi bir isim esnekliğimi kaybettirirdi. Bu isimle herhangi bir  konuda yazabilirim gibi duruyor.  Konuya karar vermedim desem de büyük oranda yeni giriş yaptığım yazılım piyasasındaki yolculuğumu konu edinecek. Yani umarım böyle bir yolculuğum olur kurstan sonra. Bunun dışında bu konunun dışında da yazılar yazma isteğim olmuştu zaman zaman. Bu açılardan blogumun ismi iki durum arasında esnekliğe u...